Selam millet, uzun bir aranın ardından açıkcası nerden başlayacağımı bilemiyorum. Hareketli, eğlenceli, bol güneşli, özlem ve ilklerle dolu, kimi zaman stres ve hüzünlü, kısacası dopdolu bir yazı geride bırakıp, yeni çalışma döneminin vermiş olduğu heyecan ile bu satırları sizlerle paylaşıyorum.
Öncelikle uzun dönem gönüllü arkadaşlarımla yürütmüş olduğumuz yaz kampından bahsetmek istiyorum. 1 Temmuz – 1 Ağustos tarihleri arasinda birçok avrupa ve program ülkelerinden gönüllü arkadaşlarımız bilgi ve deneyimlerini paylaşıp, kültürlerini bizlere ve Petrinjalılara tanıtmak üzere buraya geldiler. Bunların arasında iki Türk gönüllü arkadaşımızda yer aldı. Uzun bir aradan sonra, bir yandan kendi dilimde konuşmanın vermiş olduğu heyecanı, diger taraftan kendimi ifade ederken çekmiş olduğum zorlukları anlatamam. Örneğin tarçın yerine defelarca „cinnamon” diyip ancak dakikalar sonra tarçın kelimesini hatırlayabilmiş olmam arkadaşlar arasında gülüşmelere sebeb olmuştu. =)
1 Temmuz 2013 ; ben, Hırvatistan ve birçok gönüllü için gerçekten unutulmaz bir tarih oldu diyebilirim. Hırvatistanın Avrupa Birliğine katılışı, benim 27nci doğum günüm, yeni gelen arkadaşlarımıza hoş geldin partisi vs… Kısacası bu günü kutlamak için birden fazla sebeb vardı. Gerçekten eğlendiğimiz bir geceydi, doğum günü hediyesi ise „felaket”.
30 gün boyunca çeşitli aktivite, gezi ve eğitimlerle dolu, guzel günler geçirdik. Kimi zaman fikir ayrılıkları ve tartışmalar yaşadık. Stres ve telaşlı anlarımız da oldu, çünkü kamp lideri olarak sorumluluklarımız fazla idi. Çevre koşulları, gönüllülerin dil ve kültür farklılıklarını göz önünde bulundurulduğunda; bu kadar kalabalık bir grup içerisinde her bir gönüllü ile aynı anda ilgilenebilmek kolay iş değildi doğrusu. Ama başardik diyebilirim. Kamp sürecinde birbirimizden çok şey öğrendik. Kamp sonrasi sessizliği ise gerçekten üzücüydü. Umarım bu güzel insanlarla, dünyanın farklı yerlerinde birgün tekrar karşılaşırız.
Uzun zamandan beri hayalini kurduğum yaz tatili sonunda gelmişti. Aslında kamp öncesi ve esnasında kısa sureli de olsa sahil kısmına gitme şansım olmuştu. Zadar, Krk adası, Rijeka, Opatja ve adını hatırlayamadığım birçok yer. Kamp sonrası ise arkadaşımla birlikte Istra bölgesinde yer alan Pula’yı seçtik. Herşeyin bir arada olduğu, asla unutamayacağım 4 gündü diyebilirim. Yüzmek icin gittiğimiz Verudelada yaklaşık 20 metre yükseklikteki kanyondan kendinizi denize birakmak ise bambaska bir duygu. Son gece otobus durağına vardığımızda dönüş otobüsü bulamayıp, sabaha kadar burada beklemektense kaldığımız pansiyonun anahtarını öğle vakti bıraktigimiz posta kutusundan habersiz alıp, içeride izinsiz olarak kalmak en heyecanlı anlardan biriydi. Dahası, dış kapının açıldığını duyduğumuzda pansiyon sahibinin geldiğini düşünüp paniklediğimiz anı anlatamam. 6 ağustos ise en hüzün dolu günlerden birisiydi.
Aslında tatil maceram planladığım gibi gitmedi. Birkaç ay öncesinden kuzenim ile önce Bosna Hersek (Banja Luka, Saraybosna, Mostar) ardından Hırvatistan sahil kısmını (Dubrovnik, Split, Zadar) otostop çekerek gezmeyi planlamıştık ama kuzenimin rahatsızlığından dolayı gerçekleştiremedik. Ama ben yinede Saraybosnaya kadar başka bir arkadaşımla otostop çekerek gitmeyi başardım. Yolculuk esnasında yaklaşık 6 -7 araç değiştirdik ve karşılastığımız kişilerin hepsi oldukça cana yakın kişilerdi. Kimisi Hırvat, kimisi Sırp yada Boşnak idi ve herbirinin bu coğrafya hakkında anlatmıs olduğu hikaye gecmişe tutulan bir ayna niteliğinde idi. Ne var ki sürücüler yolculuk boyunca otostop çekerek yolculuk ettiğimizden dolayı aklımızı kaçırmış olduğumuzdan şüphelendiler 🙂 Saraybosna gerçekten görülmesi gereken yerlerden biri, beni derinden etkiledi diyebilirim. Tarihi dokusu, etnik çesitliliği vs… Keşke bir kaç gün daha kalabilseydim. Umarim gelecekte bir gün Mostarı ziyaret eder ve Saraybosnaya tekrar uğrama şansım olur.
Çalışma zamanı.! Bu arada, IKS’de herşey yolunda, yazmış olduğumuz „kukla tiyatrosu” projesi için Ağustos ayında aramıza 3 gönüllü arkadaşımız daha katıldı. Şuan ise kuşaklararası temalı baska bir proje ve 21 eylulde gerçekleşecek olan barış günü üzerinde çalışıyoruz. Ayrıca geçen hafta eski öğrencilerimle birlikte Türkçe derslerine tekrar başladık…
Bir sonra ki yazıda görüşmek üzere „Vidimo se”
